Al monte Şarkı Sözleri Türkçe Çevirisi
Alessandro Mannarino - Dağda
🌐 Türkçe çevirisi — İngilizce orijinal için tıklayın
Intro: Am E / E Am (X2)
Giriş: Am E / E Am (X2)
All'inizio fu una scossa, un tuono
İlk başta bir şoktu, bir gök gürültüsü
e un'aria di vulcano erano solo due fili luminosi
ve volkanın havası sadece iki parlak iplikten ibaretti
di una materia oscura e nuova, senza cervello, senza storia,
karanlık ve yeni bir maddenin, beyinsiz, tarihsiz,
senza nessun aiuto... un attimo dopo erano due pesci in mezzo al mare,
hiçbir yardım olmadan... bir an sonra denizin ortasında iki balık haline geldiler,
)m
)m
un mare nero e sconosciuto.
siyah ve bilinmeyen bir deniz.
Si aggrapparono alle onde delle lenzuola e
Çarşafların dalgalarına tutundular ve
nuotarono nella tempesta, al mattino si svegliarono che erano due serpenti
fırtınada yüzdüler, sabah uyandılar ki iki yılandılar
e strisciavano nella foresta. Andarono al parco a prendere il sole
ve ormana doğru süründüler. Güneşlenmek için parka gittiler
e pensarono che il mondo non era poi cosi male. Sentirono il calore sulla pelle
ve dünyanın o kadar da kötü olmadığını düşünüyorlardı. Sıcaklığını tenlerinde hissettiler
e una musica lontana. Il tempo di fare qualche passo ed erano due scimmie
ve uzak müzik. Sadece birkaç adım atmaya yetecek kadar zamanları vardı ve onlar iki maymundu
E (Stop)
Ve (Dur)
aggrappate nella metropolitana.
metroda sıkışıp kalmak.
Saliro al monte
dağa çıkacağım
trovero gemme per la tua fronte
Alnın için mücevherler bulacağım
e vivro fra le onde
ve dalgaların arasında yaşıyorum
poi me ne andro tuffandomi nelle ombre.
sonra gölgelere dalmayı bırakıyorum.
Si dissero qualcosa all'orecchio nel rumore
Gürültüde birbirlerinin kulaklarına bir şeyler söylediler
del convoglio ferroviario. Quando risalirono in superficie erano un uomo e una donna
demiryolu treninin. Ortaya çıktıklarında bir erkek ve bir kadındılar
che lavoravano per un salario. La folla li spingeva
kim maaşla çalışıyordu. Kalabalık onları itti
e gli sputavano addosso perche avevano provato a rubare una mela
ve bir elmayı çalmaya çalıştığı için üzerine tükürdüler
al padrone della fabbrica che se la faceva coi mafiosi del posto.
yerel mafyacılarla uğraşan fabrika sahibine.
Il mondo era un'arca di Noe che andava persa,
Dünya Nuh'un kaybolan gemisiydi,
alla deriva ma per quei due il diluvio universale era solo
başıboş ama bu ikisi için evrensel sel yalnızdı
una piccola pioggia estiva. Fuggirono verso il futuro inseguiti dai gendarmi
biraz yaz yağmuru. Jandarmaların peşinde geleceğe kaçtılar
di quel che era stato. "Tranquilla troveremo un posto, tutto si sistemera"
olanlardan. "Merak etmeyin, bir yer bulacağız, her şey yoluna girecek"
Mi
Mi
Lei gli risponde: "Non lo so, adesso che ci amiamo chi ci proteggera?".
Şöyle yanıtlıyor: "Bilmiyorum, artık birbirimizi sevdiğimize göre bizi kim koruyacak?".
Saliro al monte
dağa çıkacağım
trovero gemme per la tua fronte
Alnın için mücevherler bulacağım
e vivro fra le onde
ve dalgaların arasında yaşıyorum
poi me ne andro tuffandomi nelle ombre.
sonra gölgelere dalmayı bırakıyorum.
La rivoluzione lascio spazio in breve al periodo
Devrim çok geçmeden yerini o döneme bıraktı
del terrore. Fu per motivi d'orgoglio che il cielo una volta smonto le stelle
terörden. Gökyüzünün bir zamanlar yıldızları parçalaması gurur nedeniyledi
e mise su le luci della piu grande guerra mondiale: una zuppa di ideali e anfetamine
ve en büyük dünya savaşının ışıklarını yak: idealler ve amfetaminlerden oluşan bir çorba
e i giornali pornografici nelle latrine. Il soldato chiuse un occhio e mise l'altro
ve tuvaletlerdeki pornografik gazeteler. Asker bir gözünü kapatıp diğerini
sulla mira.
hedefte.
Quello che vide fu l'immagine di una donna che spariva.
Gördüğü şey kaybolan bir kadının görüntüsüydü.
Qualche sera dopo, quasi mille anni
Birkaç akşam sonra, neredeyse bin yıl
lei e persa per la strada e ha occhi sottomarini
sokakta kaybolmuş ve su altında gözleri var
un uomo la chiama in ginocchio, sul marciapiede, in mezzo al passaggio,
Bir adam onu kaldırımda, geçidin ortasında diz çöküp çağırıyor.
fra tutta la gente indaffarata nessuno vide quell'abbraccio. E la storia
o kadar meşgul insan arasında kimse bu kucaklaşmayı görmedi. Ve hikaye
finisce qui
burada bitiyor
con un viaggio verso un altro pianeta e la promessa di quei due
başka bir gezegene yolculuk ve bu ikisinin vaadi ile
F (ONLY VOICE)
F (SADECE SES)
di cominciare per davvero la vita.
hayata gerçekten başlamak.
Saliro al monte
dağa çıkacağım
trovero gemme per la tua fronte
Alnın için mücevherler bulacağım
e vivro fra le ombre
ve gölgelerin arasında yaşıyorum
poi me ne andro tuffandomi nelle onde.
sonra dalgalara dalmaya gideceğim.
Saliro al monte
dağa çıkacağım
trovero gemme per la tua fronte
Alnın için mücevherler bulacağım
e vivro fra le onde
ve dalgaların arasında yaşıyorum
poi me ne andro tuffandomi fra le stelle - e.
sonra yıldızların arasına dalmaya gideceğim - ve.
All lyrics are property and copyright of their respective owners. Translation provided for educational purposes only.
