Lucky Şarkı Sözleri Türkçe Çevirisi

Balık - Şanslı

by Fish

🌐 Türkçe çevirisi — İngilizce orijinal için tıklayın

Fish Lucky

Date: Fri, 8 Dec 1995 14:04:43 GMT+1
Tarih: 8 Aralık 1995 Cum 14:04:43 GMT+1
From: CHRISTER VARANchrister Varan
Gönderen: CHRISTER VARANChrister Varan
Subject: CRD: Lucky by Fish
Konu: CRD: Şanslı Balık
Hi, Fish lover.
Merhaba Balık aşığı.
Here's a song I like very much.....
İşte çok sevdiğim bir şarkı.....
- Lucky -
- Şanslı -
from the album "Acustic Session" by Fish
Fish'in "Acustic Session" albümünden
He met with the world as a Dalkeith boy,
Bir Dalkeith çocuğu olarak dünyayla tanıştı.
Raised from a shaft at Monktonhall
Monktonhall'daki bir kuyudan kaldırıldı
In a well oiled cage,
İyi yağlanmış bir kafeste,
That locked away his dreams.
Bu onun hayallerini kilitledi.
An '85 veteran facefrom the gallery,
Galeriden 85'in tecrübeli bir yüzü.
A ghost from the civil war in the family,
Ailedeki iç savaştan kalma bir hayalet,
He stood his ground on the picketline.
Seçim hattında yerini korudu.
'Til all that he was left with,
Geriye kalan her şeye kadar,
Were his father's cough
Babasının öksürüğü müydü
And his mother's eyes.
Ve annesinin gözleri.
That would hold a tear
Bu bir gözyaşı tutardı
For the very first time,
İlk kez,
When the government took his job away.
Hükümet işini elinden aldığında.
Now fist in hand he'll stand in line.
Şimdi yumruk yumruğa sıraya girecek.
Declare his name and mark his time.
Adını bildirin ve zamanını işaretleyin.
To some the only proof that they're alive.
Bazıları için hayatta olduklarının tek kanıtı.
CHORUS:
Koro:
He could have been you. _|
O sen olabilirdin. _|
He could have been me. |
O ben olabilirdim. |
D# | x 2
D# | x 2
He could have been anybody |
Herhangi biri olabilirdi |
But he was born lucky. _|
Ama şanslı doğmuştu. _|
He mad his first downpayment,
İlk peşinatını ödedi
On a sharp Italian suit.
Keskin bir İtalyan takımı üzerinde.
He sewed razor blades into the lapels,
Yakalara jilet dikti,
See him sweating on the dancefloor.
Onu dans pistinde terlerken görün.
Coal dust oozing out of every pore.
Her gözenekten kömür tozu sızıyor.
A hard man with a hard life,
Zor bir hayatı olan sert bir adam,
And that's a story that he'll tell you,
Ve bu onun sana anlatacağı bir hikaye.
Down at Easter Road till his throat is raw.
Boğazı çiğnenene kadar Paskalya Yolu'nda.
On a Saturday, he knows the score,
Cumartesi günü skoru biliyor,
Till the whistle blows and,
Düdük çalana kadar ve
The tempers with their colours fade away.
Hırslar renkleri ile solup gidiyor.
On the helipads at Aberdeen
Aberdeen'deki helikopter pistlerinde
Bound for platforms drilling oil rich seas,
Petrol zengini denizlerde sondaj yapan platformlara doğru yola çıktık,
Where the trawlers are getting fewer
Trol teknelerinin azaldığı yer
Every year.
Her yıl.
By the furnaces at Ravenscraig,
Ravenscraig'deki fırınların yanında,
By the padlocks holding John Brown's gates,
John Brown'ın kapısını tutan asma kilitlerin yanında,
In the desert, in the fields of South Armagh,
Çölde, Güney Armagh'ın tarlalarında,
Where the poppies grow,
Haşhaşların büyüdüğü yerde,
Behind the Hampden roar,
Hampden kükremesinin arkasında,
Behind the drums in Genoa.
Cenova'da davulların arkasında.
On the deck that rides a south Atlantic swell,
Güney Atlantik dalgasına binen güvertede,
Born to fight out of the tightest corner.
En dar köşeden savaşmak için doğdum.
You can bet on him with the odds against you,
Sana karşı olan oranlarla ona bahse girebilirsin.
They'll not put him down
Onu yere koymayacaklar
No matter how hard they try.
Ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar.
till end.
sonuna kadar.
Christer Varan
Christer Varan
C.Varan@ET.TUDelft.NL
C.Varan@ET.TUDelft.NL

All lyrics are property and copyright of their respective owners. Translation provided for educational purposes only.