Christabel Şarkı Sözleri Türkçe Çevirisi

Robert Earl Keen - Christabel

by Robert Earl Keen

🌐 Türkçe çevirisi — İngilizce orijinal için tıklayın

Robert Earl Keen Christabel

Capo V
Kapo V
Intro: (Just a rough interpretation. You should be able to fake your way through)
Giriş: (Sadece kaba bir yorum. Yolunuzu taklit edebilmelisiniz)
e-------------0--3-------0-----------00------0~----
e------------0--3-------0-----------00------0~----
g--------------------2-------2-------00------1~----
g------------------2-------2------00------1~----
Spent seven long days and seven hard nights
Yedi uzun gün ve yedi zorlu gece geçirdim
In a sixty-two Chevy, the broke tail lights
Altmış iki Chevy'de kırık stop lambaları
An east bound man in a west bound lane
Batıya giden şeritte doğuya giden bir adam
A dish-water blond about sixteen
On altı yaşlarında bulaşık suyu sarışını
Was standin' on the shoulder with a ribbon in her hair
Saçında bir kurdeleyle omuzda duruyordu
Her hand on her hip and her thumb in the air
Eli kalçasında ve başparmağı havada
I pulled off the road as she grabbed for the door
O kapıyı tutarken yoldan çıktım
I knew the wind was cold 'cause I'd seen it all before
Rüzgârın soğuk olduğunu biliyordum çünkü hepsini daha önce görmüştüm
And I was scared
Ve korktum
Things ain't never what they seem
Hiçbir şey göründüğü gibi değil
When you found you livin' in your own dream.
Kendi rüyanda yaşadığını bulduğunda.
The moonlight peeped in behind the clouds
Ay ışığı bulutların arkasına baktı
Now and again on this godless child
Ara sıra bu tanrısız çocuk hakkında
The radio was scrambled, cracklin' in the air
Radyo karıştırıldı, havada çatırdadı
The ribbon she wore looked old in her hair
Taktığı kurdele saçında eski görünüyordu
I saw the moonlight sliver dead on her face
Ay ışığının yüzünde ölü bir şerit gördüm
I knew it was true she was in the wrong place
Yanlış yerde olduğunun doğru olduğunu biliyordum
In the wrong time, in the wrong tale
Yanlış zamanda, yanlış hikayede
I knew when I'd ask her she'd hiss Christabel
Ona bunu sorduğumda Christabel'e tıslayacağını biliyordum.
Things ain't never what they seem
Hiçbir şey göründüğü gibi değil
When you found you livin' in your own dream.
Kendi rüyanda yaşadığını bulduğunda.
She was after the man who left her alone
Onu yalnız bırakan adamın peşindeydi
No father beside her, her love long time gone
Yanında babası yok, aşkı çoktan gitmiş
And a snake deep inside her a hiss in her head
Ve onun derinliklerinde bir yılan kafasının içinde tıslıyor
The rest that had been her was dying or dead
Kendisi olan geri kalanlar ya ölüyordu ya da ölmüştü
She'd a taste for young women with pearly white skin
İnci beyazı tenli genç kadınlardan hoşlanırdı
she spat on the floor when she spoke of the man
adamdan bahsederken yere tükürdü
who made her like this who had written her tale
onu kim bu hale getirdi onun hikayesini kim yazdı
this medieval maid they called Christabel
Christabel adını verdikleri bu ortaçağ hizmetçisine
Things ain't never what they seem
Hiçbir şey göründüğü gibi değil
When you found you livin' in your own dream.
Kendi rüyanda yaşadığını bulduğunda.
Then she breathed out the story of her lover to be
Sonra sevgilisinin hikayesini anlattı
A knights shiny armor on a silvery steed
Gümüş rengi bir atın üzerinde parlak bir şövalye zırhı
Who longed to be worthy so sought the crusade
Kim layık olmayı özledi bu yüzden haçlı seferini aradı
While she waited breath bated in linen brocade
Keten brokarın içinde nefesini beklerken
But a pair of black eyes wove round her a spell
Ama bir çift siyah göz onun etrafında bir büyü ördü
The snake they called Lydia seduced Christabel
Lydia adını verdikleri yılan Christabel'i baştan çıkardı
She cuddled her tender and poisoned her soul
İhalesine sarıldı ve ruhunu zehirledi
She stole her young body and made it her own.
Genç bedenini çaldı ve kendisine ait yaptı.
Things ain't never what they seem
Hiçbir şey göründüğü gibi değil
When you found you livin' in your own dream.
Kendi rüyanda yaşadığını bulduğunda.
Now the knight would love Lydia in Christabel's arms
Artık şövalye Christabel'in kollarındaki Lydia'yı sevecekti
And Lydia would have him should they ever return
Ve eğer geri dönerlerse Lydia ona sahip olacaktı
But Lydia was left with the story undone
Ama Lydia hikaye yarım kaldı
No silvery steed, no castle, no throne
Gümüş rengi at yok, kale yok, taht yok
Half woman, half serpent, entwined in a spell
Yarı kadın, yarı yılan, bir büyüye dolanmış
A bard's blackened fancy this medieval tale
Bu ortaçağ masalında bir ozanın kararmış hayali
And she faded at dawning to burden the beast
Ve canavara yük olmak için şafak vakti soldu
Deep in the dream of those bound for the east
Doğuya gidenlerin rüyasının derinliklerinde
Like me
Benim gibi

All lyrics are property and copyright of their respective owners. Translation provided for educational purposes only.